Dağın yükseklerindeki yolculuğuma devam ediyordum. Önümde dik ve sarp kayalıklı yolun sonunda çok uzaklarda görünen Tapınak Tepesi beni kendine çekiyordu. Tapınağa ulaşan güvenli yollar vardı ve onları biliyordum. Dar, yorucu ve zorlu yollar da vardı onları da öğrenmiştim. Fakat hiçbirini seçmedim. Kolay yollar ile zor olanlar arasında daha farklı bir geçit gördüm ve onu seçmeye karar verdim. Geçit dar, dik ve zor bir yokuştu. Bu o Tapınağa ulaşan en kutsal yol gibi göründü bana. Esrarengiz bir güçle beni kendine çekti ve o yolu yürümeye karar verdim.

Oradaki yerel bir dağcıya, verdiğim kararı söylediğimde gözlerinden ateşler saçıldı ve bana; “Sen deli misin?” dedi. “Çakmaktaşı Geçidi mi? Yaşamını bu kadar ucuza verecek kadar aptal birine benzemiyorsun.” Senden önce orayı geçmeye çalışan çok kişi oldu ama hiçbiri geri dönüp hikayelerini anlatmaya fırsat bulamadılar. Asla o yoldan gitmemelisin!

Başka yolu seçmemi istedi ve çıkmam için bana yardım teklif etti. Reddettim ve yoluma devam ettim.

Yukarıya doğru çıktım… çıktım ve bitmek bilmez zikzaklar çizerek yolun gittikçe zorlaştığını gördüm. Hava kararıyordu. Açlık ve susuzluk bir anda üzerime çöktü. Çantamda yedi somun ekmek vardı. Bir yere oturup yemek istedim. Ve ben oturacağım anda karşıdan belinde çanı ile bir çoban çıkageldi. Elinde bir flüt vardı ve sanki onu silahıymışçasına elinde tutuyordu.

Bana onunla yemeğimi paylaşıp paylaşamayacağımı sordu. İkimiz için yeterli yemeğin olduğunu ve yemeğimi paylaşmaktan mutlu olacağımı söyledim. Keçisine de verip veremeyeceğini sordu. Aç olduğunu düşünerek olur dedim.

Uzandı, bir ekmek aldı. İlk ısırığını aldıktan sonra ekmeği keçiye verdi. İkinci somunu da aldı ve ısırığını aldıktan sonra onu da keçiye verdi. Üçüncü, dördüncü, beşinci, altıncı ve yedinciyi de ısırdıktan sonra keçisine verdi.

Göğsüm öfke ile doldu ve ona dedim ki; “ Aç bir adamın tüm ekmeklerini keçilerine yedirdikten sonra beni keçinin sütünden esirgemeyeceğini düşünüyorum.”

Çoban; “Benim keçimin sütü aptalların ağzında zehir olur ve keçilerimden birinin bile, aptal da olsa bir adamın canını alıp suçlu durumuna düşmesini istemem” dedi.

“Benim aptal olduğumu da nereden çıkardın?”

“Yedi yaşam süresi boyunca aşamayacağın bir yola yedi ekmekle çıkmak aptallık değil de nedir?”

“O zaman bin tane mi almalıydım?”

“Bir tane bile almamalıydın”.

“Bu kadar yorucu ve zor bir yola hazırlıksız mı çıkacaktım? Bana önerin bu mu?”

“Seni besleyeceğine inanmadığın yol, izlemeye değer bir yol değildir”.

“Çakmaktaşı yiyip terimi de su olarak mı kullanacaktım? Ne demek istiyorsun?”

“Kendi etini yemen ve kanını içmen, yeterli olacaktır. Şimdi geri dön ve kolay yolu seç”.

“Benimle dalga geçiyorsun çoban. Fakat ben sana aynısını yapmayacağım çünkü ekmeğimi yiyen kardeşimdir. Gün batıyor ve yoluma devam etmeliyim. Tepeye yakın mıyım? Bana söyleyebilir misin?”

“Unutulmaya çok yakınsın”. Dedi ve flütü dudaklarına değdirerek yürümeye koyuldu.

Mirdad’ın Kitabı

—-

Mikhail Naimy’nin bu öyküsü yaşamsal bir karardan bahsetmektedir. Her anımız aslında yaşamımızı etkileyen kararlarla doludur. Yaşam yolunda ilerlerken sürekli olarak önümüze ihtimaller çıkar.

Siz genelde bu yollardan hangisini seçiyorsunuz? Hangisini seçtiğinizde ne oluyor? Hangisini seçmelisiniz? Seçimlerimizi neye dayanarak yapıyorsunuz? Doğru seçim ne demektir?

Bu sorular, ilk olarak sizin kendiniz için cevaplamanız gereken sorulardır. Hepimiz en azından bir kez mutlaka üçüncü yolu yani, imkansız yokuşu seçmişizdir. Genelde kolay yolu seçiyoruz, ikinci olarak da zor yolu. İmkansızı çok ender durumlarda, merak bizi cezbettiğinde veya kendimizi sürece kaptığımızda tercih ederiz. Sonra genelde pişmanlık, zorlanma ve şikayet ile bu yoldan kısa zamanda döneriz. Fakat kararlılık olmadan üçüncü yol meyve vermez.

Kolay yol, en mantıklı yoldur. Yaşamda gördüğünüz her şeyde verdiğiniz tüm kararlarda önünüzdeki seçeneklerin en mantıklısını ve ‘doğru’ olanını seçtiğiniz durumları ifade eder. Bu yol en tercih ettiğimiz yol olsa da bazı sorunları vardır. Birincisi herkes onu tercih ediyor ve dolayısıyla yaptığımız seçim kimse için hiçbir fark yaratmıyor. İkincisi de mantıklı görünen kolay yolun mantıklı olmasının sebebi o andaki mantığımıza yatmasıdır. Peki o andaki mantığımız nasıl oluşmuştur?

Toplumun doğruları, geçmiş kararlarımızın sonuçları, gelecekle ilgili beklentilerimiz ve duygusal eğilimimiz bu mantığı oluşturmaktır. Aslında en mantıklı kararlarımız bile duygusal bir yük taşırlar. Bazılarınızın hayır ben çok mantıklı bir insanım, duygularımı katmadan karar veriyorum dediğini duyar gibiyim. Fakat eninde sonunda mantıksal doğrular bize iyi hissettirmese, mantıklı kararları veremeyiz. Mantıklı olma düşüncesi bize iyi hissettirmese mantıklı olmak istemeyiz. Geçmiş deneyimlerden yola çıkarak karar vermek tabi ki gerekir fakat geçmişte bir şey oldu diye aynısı yeniden olacak anlamına gelmiyor. Gelecek beklentilerimiz ise hayal ürünü. Ve toplumun doğrular bizim için her durumda en “mantıklı” seçim olmayabilir. Kolay yolun en bilinen diğer dezavantajları öğrenmemizi engellemesi, yeni deneyimlere kapımızı kapatmamız ve aynı sakızı çiğner gibi yaşamımızın sadece tekrarlardan oluşur hale gelmesidir. Kolay yolun seçilmesi gereken zamanlar vardır. Bu tamamen tercihtir. Bunu da deneyin ve sizin için hangisi işe yarıyorsa onu seçin.

Zor yol daha az seçilen bir yol olmakla birlikte yirmi birinci yüzyılda insanlık bilincindeki cesaret düzeyinin artması ile bir çok kişi tarafından seçilir olmuştur. Zor yol nedir? Mantıksız olmayan ama uzun olan yoldan gitmeyi seçmektir. Belki daha kolayı vardır ama içiniz sizi kolay yola kaçmaktan meneder çünkü zor yol daha öğreticidir. Bu yolun gidilmesi ile sonuç alınacağı kesindir. Ayrıca bu yolu seçtiğinizde çok emeğin ve uzun sürecin sonunda kazanımlarınız olacağına inanırsınız. Toplumda bu yolu tercih edenlerin sayısı çok fazla değildir. Yaşamı kendi öz değer ve deneyimlerine uygun yaşamayı seçmek, zor yolu seçmektir. Bunu seçerken yaptığımız seçimler genelde daha az kişi tarafından yapılır ve birçok zorluğun olduğu kesindir. Dolayısıyla size rehberlik edecek olan çok fazla kişi, düşünce ve bilgi bulmak çok kolay değildir. Yolunuzu el yordamı ile bulursunuz. Yanınızda sizi destekleyen çok fazla insan olmaz çünkü kolay yolu seçmediniz ve “mantıksız” seçiminizin “bedelini” başınızın çaresine bakarak ödemelisiniz.

Çakmaktaşı Geçidi yani imkansız yol, sizin halihazırda mantığınızı kaplayan bilgilere ters görünür. Genelde bu tarafa bakmazsınız bile. “O olmaz” deyip geçersiniz ve bu yüzden o yolun farkında değilsinizdir. Bu yol, sizin tam istediğiniz sonuca çıkan yoldur. Bu kararı verip bu yolu aştığınızda kendi gerçeğinizle yüzleşir ve aslında mantıklı görünen diğer yolların mantıksız olduklarını görürsünüz. Eğer bunu görmemişseniz bu yolu asla seçmezsiniz. Bazen inançlarınıza, topluma, koşullarınıza ve doğanıza ters görünen kararları içerir. Bazense tüm şartlar uygundur ama o yolu yürümeyi kendinize yakıştırmazsınız. Mantıksız olmayı, deli olmayı, aptal olmayı ve toplumun size yapıştıracağı etiketleri göze alamazsınız. Onlardan daha kötüsü kendimize yapıştırabileceğimiz etiketler ve taşıyabileceğimiz pişmanlıklar bizi bu yoldan alıkoyar. Bilmeyiz ki esas pişmanlık kolay yolu seçmektedir.

İmkansızlık yolu, zor bir yol değildir. Bir şeyin zorluk içermesi için mümkün görünmesi ve emek talep etmesi gerekir. İmkansızlık demek bilincinizi ve gerçekliğinizi aşan bir oluş demektir. Genelde bunu zor olan yol ile karıştırmanız doğaldır fakat aslında ikisi tamamen farklıdır. İmkansızlık yolunda yaptığınız seçim tamamen içsel bir seçim ve karardır. Dışa yönelik verdiğiniz bir karar değildir. Bu karar nasıl olacağınızı ifade eder ne yapacağınız ona bağlı olarak gelir. Ama yapmadan olmak imkansızdır. Büyük şeyler gerçekleştiren insanlara, yaptıklarını nasıl yaptıkları sorulduğunda söyledikleri temel şey şu oldu; “bilmiyorum”. Genelde kendilerini şanslı görürler çünkü imkansız gibi görünen şeyler gerçekleşir ve onları sonuca taşır. Gerçekte özünüzün isteği bu yolu seçmeniz olduğu için sizin mantığınızla özünüze aktif bir şekilde direnmeniz gerekir.

Naimy’nin hikayesinde çobanın söylediği son sözler çok bilgece kurgulanmıştır. “Seni besleyeceğine inanmadığın yol, yürümeye değecek bir yol değildir” sözü seçimimizi içsel gerçeğinizin farkında olarak yapmamızı ve yaptığımız seçime tamamen güvenip uymamız ve yolun getirdiği her şeyi hoş karşılamamız gerektiğini ifade eder. Kendi etini yemek ve içecek olarak kendi kanının yeterli olduğu düşüncesini kendisi ile dalga geçiliyor gibi karşılayan maceracı aslında sözün derinliğini görmediği için dalga geçildiğini düşünmüştür.

İmkansızlık yolu bir yandan sizi yer bitirir. Bir yandan da sizi besler ve büyütür. Kendi bedenini yemesi ve kendi kanını içmesi demek, fiziksel kısıtlamalarınızı aşmanız anlamına gelir. Yani bu seçimi yapan kişi görünürdeki tüm kısıtlamaları aşması gerekecektir. Toplumda ve çevresindeki varlığının tehlikeye girmesini göze alacak ve dış dünya bir şey söylemesine rağmen içinden gelen seçimi yapacaktır. Genelde aşık olduğumuzda yaptığımız seçim bu olur. Çünkü ‘aşk’ mantığımızı tamamen etkiler. Yaşamda ‘aşk’ ile yapmak istediğiniz şeyi keşfettiğiniz anda zaten imkansız olanı ister ve onun yolunu takip edersiniz.

İmkansızın gerçekleşmesi demek aslında size imkansız gibi görünen şeyin gerçekleşmesidir. Etrafınıza bir bakın; size imkansız gibi görünen binlerce şey gerçekleşiyor. İmkansızın gerçekleşmesi, mucize demektir. Biz hep kolay yolu seçtiğimiz zaman mucizeler görünmez olur çünkü seçtiğimiz yoldan ilerleriz. Biz imkansızı seçtiğimizde mucizelerle beslenmeliyiz. Sonucun nasıl geleceğini düşünmeyin çünkü imkansız görünmesi zaten onun aldatmacasıdır.

Yaptığınız yaşamsal seçimlerde farkında olun. Şu soru bu yazıdan zihninizde kalan bir unsur olacaktır; hangi yolu seçiyorum? Kolayı, zoru yoksa imkansızı mı? Sonra “mantıklı” olanı seçin. Fark edeceksiniz ki birçok defasında mantıklı olan mantıksız görüneni seçmektir. Ama kolay yolu seçerek yaşamınızı değiştirecek ve düzeltecekseniz ve sizin de istediğiniz bu ise kolay yolu seçmekten çekinmeyin.

Sadece farkında olun. Seçtiğiniz yol sizi besleyecektir. Kolay yol size etkili sonuç verirken, zor yol kendi yolunuzu bulmanızı sağlayacaktır. İmkansız yol ise vizyon kazanmanızı ve yaşamın mucizelerini fark etmenizi sağlar. İmkansızlığın yolunu seçtiğinizde önemli olan yolun kendisine adanmak ve kararlılığınızı korumaktır.

Sevgi ve ışıkla kalın…

0 comments

Bir Cevap Yazın